|
5271 SAYILI YENİ CEZA MUHAKEMESİ KANUNU'NUN
MEDYA MENSUPLARINI İLGİLENDİREN MADDE VE YORUMLARI
Hazırlayan: Avukat Cevat ÖZEL (İstanbul eski basın savcısı)
Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu 04.12.2004 tarihinde Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmiştir. Yasa 17.12.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmış , yeni Türk Ceza Kanunu gibi 01.04.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Aşağıda Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun medya mensuplarını ilgilendirebileceğini düşündüğümüz bazı hükümlerini incelemeye çalışacağız.
Yetkili mahkeme
Madde 12 - (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.
(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.
(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.
YORUM:
Maddenin 1. fıkrası genel yetkiyi belirtmektedir. Maddenin 3, 4 ve 5 inci fıkraları medya mensuplarını ilgilendirmektedir. 3 üncü fıkrada basılı eserlerle işlenen suçlarda yargı yetkisinin yayım merkezi olan yer mahkemesine ait olacağı söylenirken, aynı eserin birden çok yerde basılması ve suçun yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmesi durumunda eserin basıldığı yer mahkemesinin de yetkili olacağı kabul edilmektedir. Şüphesiz ki bu yetki istisnaidir ve yayım merkezi olan yer mahkemesinin yetkisini ortadan kaldırmamaktadır. 5187 sayılı Basın Kanunu'nda yönetim yeri kavramı kullanılırken 12 nci maddede yayım merkezi kavramının kullanılması aynı şeyin ifade edilmeye çalışıldığı halde farklı tanımlanması kavram kargaşasına neden olmaktadır.
4 üncü fıkra; şikayete bağlı hakaret suçlarında, basılı eserin mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılması durumunda o yer mahkemesini de yetkili kılmaktadır. Bu yetki de istisnaidir ve yayım merkezi olan yer mahkemesinin asıl olan yetkisi devam etmektedir, sadece suçun mağduruna seçimlik bir hak vermektedir. Mağdur dilerse yayım merkezi olan yer mahkemesine, dilerse yerleştiği veya oturduğu yer mahkemesine müracaat edebilir. Eski yasadan farklı olarak hakaret suçunun mağduru olan tutuklu veya hükümlüler için bir kolaylık getirilmiş ve bu mağdurların, cezaevinin bulunduğu yer mahkemesine müracaat edebilecekleri kabul edilmiştir.
5 inci fıkrada eskisinden farklı olarak yeni bir düzenleme getirilmiş ve görsel-işitsel yayınlarda maddenin 3 üncü fıkrası hükümlerinin uygulanacağı belirtilerek bu yayınların, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmesi veya görülmesi durumunda o yer mahkemesinin de yetkili olacağı kabul edilmiştir. Yazılı medya diyebileceğimiz basılı eserlerle işlenen hakaret suçları bakımından eskiden de var olan hükmün radyo ve televizyonları da kapsayacak şekilde genişletilmesi isabetli olmuştur ancak bu düzenlemenin siber alemi de kapsayıp kapsamadığına ilişkin bir açıklık yoktur. Buna rağmen siber alemde hakaret suçuna muhatap olan mağdurlar yönünden de yerleşim yerleri veya oturdukları yer mahkemelerine müracaat etme imkanı getirildiğini kabul etmek uygun olur.
Keşif
Madde 83 -
(1) Keşif, hakim veya mahkeme veya naip hakim ya da istinabe olunan hakim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.
(2) Keşif tutanağına, var olan durum ile olayın özel niteliğine göre varlığı umulup da elde edilemeyen delillerin yokluğu da yazılır.
Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler
Madde 84 -
(1) Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafii ve vekili hazır bulunabilirler.
(2) Tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Mağdur, şüpheli veya sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel olabilecekse, o işte şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verilebilir.
(4) Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler.
(5) Şüpheli veya sanık tutuklu ise, hakim veya mahkeme tarafından ancak zorunlu sayılan hallerde keşifte hazır bulundurulmasına karar verilebilir.
YORUM:
Görüldüğü gibi keşif esnasında, tanık veya bilirkişinin duruşma harici dinlenmesi zarureti olan hallerde bulunması zaruri olan görevli ya da kişiler tek tek sayılmış olup bunlar arasında basın-yayın organlarının temsilcileri yoktur. Dolayısıyla medya mensuplarının; keşifte, yer göstermede, tanık veya bilirkişinin duruşma harici dinlenmesi sırasında hazır bulunmayı bir hak olarak talep etmeleri mümkün görünmemektedir. Bu işlemleri tedvire görevli mahkeme, hakim ya da Cumhuriyet Savcısının inisiyatifiyle hazır bulunmalarına izin verilebilirse de kamera, fotoğraf makinası ve benzeri araçlarını kesinlikle kullanamazlar. 183 üncü madde hükmü bunu emretmektedir.
Yer gösterme
Madde 85 - (1) Yer gösterme işlemi hakkında 83 ve 84 üncü madde hükümleri uygulanır.
YORUM:
Yer gösterme işlemi hakim ve gecikmesinde sakınca olan hallerde Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılmalıdır. Ayrı bir maddede düzenlenmekle birlikte yer gösterme aslında bir keşif işlemidir.
Soruşturmanın gizliliği
Madde 157 - (1) Kanunun başka hüküm koyduğu haller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir.
YORUM:
Ceza yargılamasında Cumhuriyet Savcısı ve emrindeki kolluk tarafından yürütülen ön soruşturmanın (hazırlık soruşturmasının) gizli olması evrensel bir kuraldır. Buna aykırı hareket edilerek gizliliğin ihlal edilmesi durumunda yeni Türk Ceza Kanunu'nun 285 inci maddesinin uygulanması gündeme gelecektir. Maddenin birinci fıkradaki suç tipi herkes tarafından işlenebilir, şüphesiz ki herkes kavramına basın mensupları da dahildir. Basın mensuplarının diğer suç faillerinden farkı, haklarında birinci fıkraya göre tertip edilecek olan cezanın üçüncü fıkra hükmüne göre yarı oranında artırılmasıdır. Dördüncü fıkra ise yine medya mensuplarını doğrudan ilgilendirmekte ve soruşturma-kovuşturma evrelerinde kişilerin suçlu olarak damgalanmalarını sağlayacak şekilde görüntülerinin yayınlanmasını tecziye etmektedir. Bilindiği gibi bu görüntüler basılı eserlerde yayımlanabileceği gibi televizyon, internet gibi kitle iletişim araçlarında da yayımlanabilir. Müeyyidesi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır.
Soruşturma evresinde muhtelif adli işlemler icra edilirken ses veya görüntülerin yetkisiz olarak kayda alınması veya nakledilmesi, 286 ncı maddeye göre altı aya kadar hapis cezası ile tecziye edilmektedir.
Yine bu evrede savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla yayın yapılmaması gerekmektedir. Aksi halde 288 inci maddedeki müeyyideye muhatap olunur.
Adli kolluğun olay yerinde aldığı tedbirlere uyulmaması halinde yetkisi
Madde 168 - (1) Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayan adli kolluk görevlisi, bunların yapılmasına engel olan veya yetkisi içinde aldığı tedbirlere aykırı davranan kişileri, işlemler sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zor kullanarak bundan men eder.
YORUM:
Bir suça ilişkin olayla ilgili görevini yapmaya başlayan adli kolluğun, aldığı tedbirlere uymayan herkesi, bu işlemler sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zor da kullanmak suretiyle men etme yetkisi vardır. Buna medya mensupları da dahildir. Bu maddenin muadili olan eski
CMUK.nun 157nci maddesinde kolluğun gözaltına alma yetkisi ve bunun yirmi dört saati geçemeyeceği şeklinde daha düzgün bir ifade mevcuttu.
Duruşmanın açıklığı
Madde 182 - (1) Duruşma herkese açıktır.
(2) Genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir.
(3) Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır.
YORUM:
Maddenin birinci fıkrası duruşmaların aleni olması gerektiğini ana kaide olarak ortaya koyarken ikinci fıkra bunun istisnalarını göstermektedir. Medya mensupları da herkes gibi aleni duruşmaları izleyebilirler ancak ikinci fıkradaki istisna halleri varsa yani genel ahlak veya kamu güvenliği nedeniyle duruşmaların tamamının veya bir kısmının kapalı yapılmasına karar verilmişse buna uymak zorundadırlar.
Ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağı
Madde 183 - (1) 180 inci maddenin beşinci fıkrası ile 196 ncı maddenin dördüncü fıkrası hükmü saklı kalmak üzere, adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz. Bu hüküm, adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adli işlemlerin icrasında da uygulanır.
YORUM:
Medya mensupları ile alakası bulunmayan ve yargılamada delil elde etme amacına yönelik olan 180/5 ve 196/4 ncı maddelerdeki iki istisnai hal dışında adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletlerin kullanılması yasaklanmıştır. Bu yasak medya mensuplarını yakından ilgilendirmektedir. Kamera, fotoğraf makinesi gibi araçların adliye binası içerisine ve özellikle duruşma başladıktan sonra duruşma salonuna sokulması dahi yasaklanabilir. Maddenin son cümlesi bu yasağın adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adli işlemlerin icrasında da uygulanacağını hüküm altına alındığına göre örneğin; keşif, tanık veya bilirkişinin bazı hallerde duruşma harici bulundukları mahalde dinlenmeleri, polis merkezinden adliyeye getiriliş sırasında , yer gösterme gibi adli işlemlerde de artık bu araçlar kullanılamayacaktır.
İşin iddianame ile mahkemeye intikalinden sonraki aşamayı ifade eden kovuşturma esnasında yargılanan kişilerin suçlu olarak damgalanmalarını sağlayacak şekilde görüntülerinin yayımlanması 285 inci maddenin son fıkrasının, kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntülerin yetkisiz olarak kayda alınması veya nakledilmesi 286 ncı maddenin tatbikini gerektirir. Keza soruşturma evresinde olduğu gibi bu aşamada da kesin hüküm verilinceye kadar savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkileyebilecek şekilde yayın yapılmaması gerekmektedir. 288 inci madde bunu kesin olarak yasaklamakta ve hapis cezası ile cezalandırmaktadır.
Açıklığın kaldırılması hakkında karar
Madde 184 - (1) 182 nci maddede gösterilen hallerde, açıklığın kaldırılması istemine ilişkin olarak yapılacak duruşma, istem üzerine veya mahkemece uygun görülürse kapalı yapılır.
Zorunlu kapalılık
Madde 185 - (1) Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.
YORUM:
Sanıkları reşit olmayan son soruşturma dosyalarının duruşmaları kapalı oturumlarda yapılacağına göre medya mensuplarının da bunları izleyemeyeceği anlaşılmaktadır.
Kapalı duruşmada bulunabilme
Madde 187 -
(1) Kapalı duruşmada mahkeme, bazı kişilerin hazır bulunmasına izin verebilir. Bu halde adı geçenler, duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları bakımından uyarılırlar ve bu husus tutanağa yazılır.
(2) Kapalı duruşmanın içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz.
(3) Açık duruşmanın içeriği, milli güvenliğe veya genel ahlaka veya kişilerin saygınlık, onur ve haklarına dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak nitelikte ise; mahkeme, bunları önlemek amacı ile ve gerektiği ölçüde duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen yayımlanmasını yasaklar ve kararını açık duruşmada açıklar.
YORUM:
Bu maddenin ilk fıkrası mahkemenin kapalı duruşmaya bazı kişilerin katılmasına izin verebileceğini belirtmekte ise de medya mensuplarını bazı kişiler kavramına dahil etmenin mümkün olamayacağını düşünüyorum. Çünkü, ikinci fıkraya göre kapalı duruşmanın içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamayacağına göre, böyle bir duruşmaya izinle katılma ama hiçbir şeyi kamuoyuna açıklayamama medya mensubunun işlevi ile bağdaşmaz.
Madde başlığı Kapalı duruşmada bulunabilme olduğu halde üçüncü fıkranın açık duruşmadan bahsetmesi yine özensiz bir yasalaşmanın göstergesidir. Madde başlığı ile üçüncü fıkranın içeriğinin birbiriyle örtüşmediği çok açık bir şekilde meydandadır. Mahkeme, açık duruşmanın içeriğinin yayımlanmasını; milli güvenliğe, genel ahlaka aykırı bulur, kişilerin manevi şahsiyetlerine dokunacağını düşünür veya insanları suç işlemeye kışkırtacağına kanaat getirirse duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen yayımlanmasını yasaklayabilecektir.
Türk Ceza Kanunu'nun 285 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre; kanuni zorunluluk nedeniyle kapalı yapılması gereken veya kapalı yapılmasına karar verilen duruşmadaki açıklama veya görüntülerin gizliliğinin alenen ihlali durumunda birinci fıkrada öngörülen bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası uygulanacaktır. Bu fiilin medya organları tarafından işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı hususu üçüncü fıkrada yazılıdır.
Hakim veya başkanın yetkisi
Madde 203 -
(1) Duruşmanın düzeni, mahkeme başkanı veya hakim tarafından sağlanır.
(2) Mahkeme başkanı veya hakim, duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma hakkının kullanılmasını engellememek koşuluyla salondan çıkarılmasını emreder.
(3) Kişi dışarı çıkarılması sırasında direnç gösterir veya karışıklıklara neden olursa yakalanır ve hakim veya mahkeme tarafından, avukatlar hariç, verilecek bir kararla derhal dört güne kadar disiplin hapsine konulabilir. Ancak çocuklar hakkında disiplin hapsi uygulanmaz.
YORUM:
Duruşmanın düzeni medya mensubu tarafından herhangi bir şekilde bozulursa ikinci fıkraya göre salondan çıkarılabilecek, çıkmamakta direnilir veya karışıklıklara neden olunursa mahkeme tarafından dört güne kadar disiplin hapsine konulabilecektir.
Uzlaşma
Madde 253 -
(1) Cumhuriyet savcısı, yapılan soruşturmanın durumuna göre, kanunun uzlaşma yapılabilmesi olanağını verdiği hallerde, faili bu Kanunun öngördüğü usullere göre davet ederek suçtan dolayı sorumluluğunu kabul edip etmediğini sorar.
(2) Fail, suçu ve fiilinden doğmuş olan maddi ve manevi zararın tümünü veya bunun büyük bir kısmını ödemeyi veya zararları gidermeyi kabullendiğinde durum, mağdura veya varsa vekiline veya kanuni temsilcisine bildirilir.
(3) Mağdur, verilmiş olan zararın tümüyle veya büyük bir kısmı itibarıyla giderildiğinde özgür iradesi ile uzlaşacağını bildirirse, soruşturma sürdürülmez.
(4) Cumhuriyet Savcısı, fail ile mağdur arasında uzlaşma işlemlerini idare etmek, tarafları bir araya getirerek bir sonuca ulaşmalarını sağlamak üzere, fail ve mağdurun bir avukat üzerinde anlaşamadıkları takdirde, bir veya birden fazla avukatın uzlaştırıcı olarak görevlendirilmesini barodan ister.
(5) Uzlaştırıcı, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaşmayı sonuçlandırır. Cumhuriyet savcısı bir defaya mahsus olmak üzere bu süreyi otuz gün daha uzatabilir. Uzlaştırma süresince zamanaşımı durur.
(6) Uzlaşma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma sırasında ileri sürülen bilgi, belge ve açıklamalar taraflarca izin verilmedikçe daha sonra açıklanamaz. Uzlaştırmanın başarısız olması nedeniyle daha sonra dava açılması halinde uzlaştırma sırasında failin bazı olayları veya suçu ikrar etmiş olması davada aleyhine delil olarak kullanılmaz.
(7) Uzlaştırıcı, yaptığı işlemleri ve uzlaşmayı sağlayıcı müdahalelerini belirten bir raporu on gün içinde ilgili Cumhuriyet savcısına sunar.
(8) Zarar, uzlaşmaya uygun olarak giderildiğinde ve uzlaştırma işleminin giderleri, fail tarafından ödendiğinde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.
YORUM:
Özellikle takibi şikayete bağlı hakaret suçlarından dolayı medya mensupları hakkında yapılan şikayetlerde bu ve 254 üncü maddedeki düzenlemeler kendilerini yakından ilgilendirmektedir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Madde 254 -
(1) Kamu davasının açılması halinde, uzlaşmaya tabi bir suç söz konusu ise, uzlaştırma işlemleri 253 üncü maddede belirtilen usule göre, mahkeme tarafından da yapılır.
(2) Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde davanın düşmesine karar verilir.
Birden çok fail bulunması halinde uzlaşma
Madde 255 -
(1) Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.
Suç uydurma ve iftira gibi hallerde gider
Madde 329 - (1) Suç uydurup iftirada bulunduğu sabit olan kimse, bu nedenle yapılmış giderleri ödemeye mahkum edilir.
YORUM:
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun İftira başlıklı 267 nci maddesinin medya mensupları hakkında çok sık uygulanacağı düşünülmektedir, belki de Yasada mevcut yaklaşık 28 suç tipinden en fazla tehlike oluşturanı bu maddedir. Bu nedenle 329 uncu maddedeki düzenlemeyi belirtmekte fayda vardır. Medya mensubu iftira suçundan mahkum olduğunda bu nedenle yapılmış giderleri de ödemeye mahkum edilecektir.
YASA HÜKÜMLERİNE AYKIRI HAREKET SÖZ KONUSU
OLDUĞUNDA KİMLER YARGILANACAK ?
Yazılı Medyada;
Basın K. m.11/f.2 de belirtilen " Süreli yayınlar ve süresiz yayınlar yoluyla işlenen suçlardan eser sahibi sorumludur " hükmü gereği eser sahibinin cezai sorumluluğu bulunmaktadır.
Basın K. m13/f1 de belirtilen " Basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli yayınlarda , eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi,süresiz yayınlarda ise eser sahibi ile yayımcı, yayımcının belli olmaması durumunda halinde ise basımcı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
SORUMLU MÜDÜRLERİN CEZAİ SORUMLULUK ŞARTLARI; (Basın K.m.11)
Eser sahibi belli değilse
Eser sahibinin yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması
Eser sahibinin yurtdışında diye yargılanamıyorsa
Yargılama sonunda verilecek cezanın eser sahibinin cezasına etki etmemesi durumunda
Kesinleşmiş cevap ve düzeltme hükümlerine aykırı hareket edilmesi durumunda
Künyede bulunması gereken zorunlu bilgilerin gösterilmemesi durumunda
Yayını durdurulan mevkutenin yasaya aykırı olarak yayınına devam etmesi durumunda
Yayımcının eser sahibi ile birlikte hukuki sorumluluğu bulunmaktadır. Ayrıca yayıncı ; 1- Mevkute beyannamesi verilmemesi ve 2- Cevap ve düzeltme metninin yayınlanmaması sonucu sorumlu müdür aleyhine verilen para cezalarının ödenmesinden de sorumludur.Basın Kanununun m.20,21,24 de gösterilen para cezalarının ödenmesinden de sorumludur. |