|
İletişim
(basın) özgürlüğü bakımından, 5237 sayılı yeni ceza
kanununun yaratabileceği sorunlar raporu.
Avukat
Turgut Kazan
Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi
"Yeni TCK tasarısı, büyük bir telaşla, yaz
sıcağında TBMM'ne sunuldu. Oysa, alt komisyon hükümet tasarısını
önemli ölçüde değiştirmiş, adeta yeni bir metin hazırlamıştı.
Tutarsızlıklar vardı, yanlışlar vardı. Üzerinde çalışma
yapmak, konuşup tartışmak gerekiyordu.
Ama, "yeni" bir yasanın İlerleme Raporu ile 17 Aralık
zirvesini çok etkileyeceği düşünüldüğü için, çağrılara
kulak asılmadı. Ve alt komisyonun bu "yeni" metni, içeriği
tam tartışılamadan, eksiklikleri / yanlışları anlaşılamadan,
ağustos / eylül aylarına sıkıştırılıp 26.09.2004 günü
kabul edildi. Ceza Yasası gibi bir yasayı aceleye getirmenin,
beklenmedik sorunlara yol açacağı çok anlatıldıysa da, işe
yaramadı. Ve sonuçta, 80 yıllık birikime sırtını dönmüş,
dili özensiz, sistematiği bozuk, cezaları ölçüsüz / orantısız
bir metin, "büyük reform", "devrim"
nitelemeleriyle yasalaşmış oldu.
Daha 2,5 ay önce (26.06.2004'te), iletişim (basın) özgürlüğüyle
ilgili, 5187 sayılı Basın Yasası yürürlüğe girmişti. Bu
yasa, demokrasimiz açısından önemli bir adım sayılarak, basın
örgütleri tarafından desteklenmişti. Artık, basın yoluyla işlenen
suçlar için hapis cezası verilmeyecekti. Ama, basın yasasından
hemen sonra kabul edilen, 5237 sayılı Ceza Yasası, ifade özgürlüğünü
ciddi biçimde sınırladığı gibi, basın yoluyla işlenen suçlara
verilecek cezanın 1/2 veya 1/3 oranında artırılmasını öngörüyordu.
Metinde hiç yer almayan zina tartışması bu tehlikeli maddeleri
konuşmamıza engel oldu.
Şimdi, yürürlük tarihi (01.04.2005) yaklaştıkça, ifade ve basın
özgürlüğü açısından yaşanacak sorunlar gündeme gelmeye başladı.
Özellikle, Musa KART'ın kedi karikatürüne duyulan öfke ve o öfke
doğrultusundaki mahkeme kararı, çok uyarıcı oldu. Başvurularla,
köşe yazıları birbirini izledi.
Acaba, 5237 sayılı yasanın, ifade ve basın özgürlüğünü
ilgilendiren maddeleri hangileriydi? Ayrıca, bu maddeler, nasıl
bir tehlike içeriyordu? Bir dökümünü verip kısaca açılayalım:
1) Tanımlar
Madde 6/g: Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı,
görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan
yayınlar
Tanımlar başlıklı bu maddenin (g) bendi ile "basın ve yayın
yolu" deyimi açıklanıyor. Böylece, yazılı basınla
birlikte, "görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçlarıyla
yapılan yayınlar" TCY kapsamına alınıyor.
2) İntihar
Madde 84/3: Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi,
üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu fiilin basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, kişi dört
yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
5187 Sayılı Yasa
Madde 20: Cinsel saldırı, cinayet ve intihar olayları hakkında,
haber vermenin sınırlarını aşan ve okuyucuyu bu tür fiillere
özendirebilecek nitelikte olan yazı ve resim yayımlayanlar
birmilyar liradan yirmimilyar liraya kadar ağır para cezasıyla
cezalandırılır. Bu ceza bölgesel süreli yayınlarda ikimilyar
liradan, yaygın süreli yayınlarda onmilyar liradan az olamaz.
Görüldüğü gibi, 2,5 ay önce yürürlüğe giren Basın Yasası'nın
20. maddesi ile yetinilmeyip "başkalarını intihara teşvik"
suçunun basın yayın yoluyla işlenmesi durumu, bir ağırlatıcı
neden olarak kabul edilmiş ve 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası
öngörülmüştür. Aslında, Basın Yasası'nın 20. maddesi, çok
tutarlı bir bütünlük içeriyor. Düşünülüp tartışılarak
kaleme alındı. "Cinsel saldırı", "cinayet"
ve "intihar" olaylarını, "haber vermenin sınırlarını
aşarak", "özendirici nitelikte" yayınlamayı
yasaklıyor. Doğrudur. Ve yaptırımı hapis cezası değil, para
cezasıdır.
Ama Ceza Yasası'nın 84. maddesi ile ayrıca "başkalarını
intihara alenen teşvik" suçu düzenleniyor ve bu suçun basın
yayın yoluyla işlenmesi "4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası"
gerektiriyor. Eylemin suç sayılması için, belli bir kişinin
muhatap alınması aranmıyor. Yapılan yayının "başkalarını
intihara teşvik" niteliğinde sayılması yetiyor.
Türk Dil Kurumu sözlüğüne bakıyoruz, "teşvik"i
"isteklendirme", "özendirme" olarak açıklıyor.
(TDK, Türkçe Sözlük, Cilt:2, K-2, sh. 1465) Bu durumda, bir
intihar haberi intihara teşvik "özendirme" sayılırsa,
(yazılı basın açısından) iki yasayla karşı karşıya kalınacak.
Ve son yasanın (TCY'nın) 4 yıldan 10 yıla kadar hapis tehdidi, görsel,
işitsel, yazılı basının korkulu rüyası olacak.
Ayrıca, maddenin son fıkrasıyla, adam öldürme fiiline dolaylı
faillik gündeme girebilecek. Özellikle, cezaevi ölüm oruçlarını
konu alan haberler, "kasten öldürme suçundan sorumlu
tutulmayı" gerektirebilecek.
3) Hakaret
Madde 125/4: Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, altıda
biri; basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, üçte biri oranında
artırılır.
125. maddenin bu fıkrasında, hakaret suçunun basın ve yayın
yoluyla işlenmesi halinde, cezanın 1/3 oranında artırılması öngörülüyor.
4) Haberleşme Gizliliği
Madde 132/4: Kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin
basın ve yayın yolu ile yayınlanması halinde, ceza yarı oranında
artırılır.
Bu fıkra ile de, haberleşme gizliliğinin "basın ve yayın
yoluyla ihlali halinde" cezanın yarı oranında artırılacağı
belirtiliyor.
5) Konuşmaların Kaydı
Madde 133: (1) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları,
taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle
dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki
aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların
rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aya
kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerden biri işlenerek elde
edildiği bilinen bilgilerden yarar sağlayan veya bunları başkalarına
veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi,
altı aydan iki yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para
cezası ile cezalandırılır. Bu konuşmaların basın ve yayın
yoluyla yayınlanması halinde de, aynı cezaya hükmolunur.
6) Özel Hayatın Gizliliği
Madde 134/2: Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya
sesleri ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır. Fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi
halinde, ceza yarı oranında artırılır.
Konuşmaların kaydı ve özel hayatın gizliliğine ilişkin
ihlallerde de, suç basın yoluyla işlenmişse, cezanın yarı oranında
artırılması kabul edilmiştir. Elbet, özel hayatın gizliliğini
korumak ve gizli dinlemelere engel olmak gerekir. Ama, özellikle
133. madde belirsizlik içeriyor. Uygulamada gazeteciler için sorun
yaratabilir. Özellikle, maddenin 2. fıkrası yasallık ilkesine
aykırıdır. Düzeltilmesi gerekir.
7) Nitelikli Dolandırıcılık
Madde 158/g: "Basın ve yayın araçlarının sağladığı
kolaylıktan yararlanmak suretiyle" işlenmesi halinde iki yıldan
yedi yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
"Nitelikli Dolandırıcılık" başlıklı 158. maddenin
(g) fıkrası ile bu suçun "basın yayın araçlarının sağladığı
kolaylıktan yararlanmak suretiyle" işlenmesi durumu, bir ağırlatıcı
neden sayılmıştır. Doğrudur, yerindedir.
8) Suç İşlemeye Tahrik Madde
214: (1) Suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı
aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak,
birbirini öldürmeye tahrik eden kişi, onbeş yıldan yirmidört yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Tahrik konusu suçların işlenmesi halinde, tahrik eden kişi,
bu suçlara azmettiren sıfatıyla cezalandırılır.
(218'e göre, basın yayın yoluyla işlenmesi halinde, ceza yarı
oranında artırılır)
9) Suçu, Suçluyu Övme
MADDE 215. - (1) İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu
suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır.
(218'e göre, basın yayın yoluyla işlenmesi halinde, ceza yarı
oranında artırılır)
10) Düşmanlığa Tahrik
MADDE 216. - (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya
bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer
bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse,
bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir
tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep,
cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan
kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan
kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde,
altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(218'e göre, basın yayın yoluyla işlenmesi halinde, ceza yarı
oranında artırılır)
11) Kanunlara Uymamaya Tahrik
MADDE 217. - (1) Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi,
tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı
aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(218'e göre, basın yayın yoluyla işlenmesi halinde, ceza yarı
oranında artırılır)
214, 215, 216 ve 217. maddelerle tahrik ve övme suçları düzenlenmiştir.
Ayrıca, 218. madde ile de, bu suçların basın yayın yoluyla işlenmesi
durumunda, cezanın yarı oranında artırılacağı belirtilmiştir.
Özellikle, 215 ve 216/3'te yer alan düzenleme çok tehlikelidir.
Örneğin, etik açıdan ötenaziyi savunamazsınız veya kürtajda
yasayla belirlenen süreye karşı çıkamazsınız. Bu nedenle,
"bir suçu ve işlenmiş suçtan dolayı bir kişiyi övme"
tanımı belirsiz ve tehlikelidir. Aynı şekilde, 216/3'te yer alan
"bir kesimin benimsediği dini değerleri aşağılama"
tanımı yetersiz ve tehlikelidir.
Ayrıca, Avusturya Ceza Yasası'nın 283 ve Alman Ceza Yasası'nın
130. maddesinden esinlenerek (TCK 312 yerine) düzenlendiği anlaşılan,
216. maddenin 1 ve 2. fıkraları soyutluktan yine kurtarılamamıştır.
Dolayısıyla, sorunlara yol açacaktır.
12) Örgüt
Propagandası
Madde 220/8: Örgütün veya amacının propagandasını yapan
kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek
ceza yarı oranında artırılır.
220. maddede kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt
kurulması yasaklandığı gibi, son fıkrada bu örgütün veya
amacının propagandası yasaklanıyor. Ayrıca, propaganda suçunun
basın yayın yoluyla işlenmesi durumunda, yine cezanın yarı oranında
artırılacağı belirtiliyor.
13) Müstehcenlik
Madde
226/2-5: (2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın
ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden
kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî
para cezası ile cezalandırılır.
(5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın
ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden
ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan
kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî
para cezası ile cezalandırılır.
Öncelikle, "müstehcenlik" deyimi yeterli ve belirli bir
tanımı içermiyor. Belki, müstehcenlik yerine
"pornografi" denilmesi daha doğru olurdu. Ayrıca, müstehcenlik
konusunda, genel bir hukuka uygunluk nedeni belirlenip kabul
edilmelidir. Sanat gibi, bilim gibi etkinlik ve çalışmaları
koruyucu bir çözüm üretmek gerekir. Bu yapılmadıkça 226.
madde sorunlara yol açacaktır.
14)
Fiyatları Etkileme Madde
237: (1) İşçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin
artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla
yalan haber veya havadis yayan veya sair hileli yollara başvuran
kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası
verilir.
(2) Fiil sonucu besin veya malların değerleri veya işçi ücretleri
artıp eksildiği takdirde ceza üçte biri oranında artırılır.
(3) Fail, ruhsatlı simsar veya borsa tellalı ise ceza ayrıca
sekizde bir oranında artırılır.
Fiyatları etkileme başlıklı bu madde ile işçi ücretlerinin ve
malların değerinin artıp eksilmesine yol açacak "yalan
haber" yayını yasaklanıyor. Bu düzenleme, ekonomiyle ilgili
incelemeler ve ekonomik duruma ilişkin haberler için kullanılabilecek,
dolayısıyla demokrasi açısından çok ciddi bir tehdit oluşturabilecektir.
15) İftira
Madde 267/1-9: (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette
bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği
halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da
idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye
hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı
verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın
organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.
Pişmanlık
Madde 269/5: Önceki 4 fıkra ile etkin pişmanlık durumunda
cezanın beşte dördüne kadar indirileceği belirtilirken, basınla
ilgili bu fıkrada "İftira suçunun basın ve yayın yoluyla işlenmesi
halinde, bu madde hükümleri uygulanmaz." deniliyor.
Yasanın "iftira" başlıklı 267. maddesi, 269. maddeyle
birlikte, basına duyulan öfkenin tipik bir örneğidir. Alt
komisyon, bu suçla ilgili 80 yıllık birikimi hiçe sayıp Dönmezer
taslağı ile hükümet tasarısını da atlayarak, madde metnine
"basın ve yayın yoluyla" sözcüklerini eklemiştir.
Hemen belirtelim ki, bu ekleme çok önemli sonuçlar
verebilecektir.
Artık, "iftira" suçunun oluşması için, "adliyeye
veya durumu adliyeye bildirmekle görevli bir makama" ihbar ve
şikayet etmiş olmak aranmayacak. Vurgun / soygun haberini salt yayımlamış
olmak yeterli sayılacak ve bu yayın nedeniyle, ilgili kişi hakkında
savcılığın soruşturma başlatması değil, bağlı olduğu
disiplin kurulunun soruşturma başlatması gazetecinin 1 yıldan 4
yıla kadar cezalandırılmasına yol açacaktır.
Yapılan düzenleme kesinlikle yanlıştır. Bir kere,
"iftira" mevcut yasada ve yeni yasada "adliyeye karşı
suçlar" bölümünde yer alıyor. Yani, bu suç tipiyle
adliyenin yanıltılması önlenmek isteniyor. Demek ki, disiplin suçunu
ilgilendiren eylemler, bu maddeye giremez, girmemelidir.
İkincisi, suç sayılan bir eylemle, disiplin suçunu gerektirecek
bir eylemi bir insana yüklemenin, aynı değerde sayılması ve
ikisi için de 1 yıldan 4 yıla kadar ceza öngörülmesi olacak şey
değildir. Kabul edilemez.
Ve asıl önemlisi, "iftira" için mutlaka yetkili makama
başvuruda bulunulmuş olması aranmalıdır. Nitekim, mevcut yasa
ve yerleşmiş uygulama bu yöndedir. Eylemin basın yayın yoluyla
yöneltilmesinin "iftira" sayılması, vurgun ve soygunla
mücadelenin önünü keser. Elbet, yapılan yayın yanlış
olabilir, haksız olabilir. Bu durum cevap ve düzeltme yoluyla veya
tazminat davasıyla onarılır. Yayınlanan gerçeğe aykırı haber
nedeniyle, masum bir insan soruşturmaya uğramıştır diye,
gazeteciyi iftiradan mahkum etmek, demokrasiyi öldürür. Bu düzenleme,
açık ve saydam toplum anlayışıyla bağdaşmaz. Sonuçta basın
özgürlüğü boğulmuş olur, haksızlıklar ve yolsuzluklar
korunmuş olur.
Ayrıca, yine "iftira" suçuyla ilgili 269. madde, basına
duyulan "düşmanlığı" apaçık sergiliyor. Madde, yaptığı
haksızlığı düzelten faile daha az ceza verileceğini
belirterek, eylemin yaratacağı zararı azaltmayı amaçlıyor. Bu
düzenleme, ceza siyaseti bakımından doğrudur. Dolayısıyla,
etkin pişmanlık bir indirim nedeni sayılmalıdır.
Ama, alt komisyon basına çok kızdığı için, etkin pişmanlık
başlıklı 269. maddenin 5. fıkrasında, "suçun basın yayın
yoluyla işlenmesi halinde, bu madde hükümleri uygulanmaz"
deniyor. Böylece, gazetecileri mutlaka cezalandırma yolundaki
kararlılık, zararı azaltma amacını terk ettiriyor. Ve suç
siyaseti ile hukuka kesinlikle aykırı bir yol izleniyor.
16) Gizliliği İhlal
Madde 285/3-4: (3) Bu suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi
halinde, ceza yarı oranında artırılır.
(4) Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak
damgalanmalarını sağlayacak şekilde görüntülerinin yayınlanması
halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Soruşturmanın gizliliğini korumak amacıyla getirilen bu madde, 1
yıldan 3 yıla kadar ceza öngörüyor. Maddenin 3. fıkrasına göre,
suç basın yayın yoluyla işlenmişse ceza yine yarı oranında
artırılıyor.
Ve 4. fıkraya göre, "soruşturma ve kovuşturma
evresinde", "kişilerin suçlu olarak damgalanmalarını
sağlayacak şekilde" görüntülerinin yayınlanması 6 aydan
2 yıla kadar cezayı gerektiriyor.
Dolayısıyla, kamu oyunun bildiği bir kişi için soruşturma açılmışsa,
haberle birlikte onun mevcut resminin yayınlanması sorun olacaktır.
Tehlikelidir. Düzeltilmesi gerekir.
17) Yargılamayı Etkileme ve Teşebbüs Madde
288: (1) Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya
kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hakim,
mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü
veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde verilecek
ceza yarı oranında artırılır.
5187 Sayılı Yasa
Madde 19: Hazırlık soruşturmasının başlamasından takipsizlik
kararı verilmesine veya kamu davasının açılmasına kadar geçen
süre içerisinde, Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme işlemlerinin
ve soruşturma ile ilgili diğer belgelerin içeriğini yayımlayan
kimse, ikimilyar liradan ellimilyar liraya kadar ağır para cezasıyla
cezalandırılır. Bu ceza, bölgesel süreli yayınlarda onmilyar
liradan, yaygın süreli yayınlarda yirmimilyar liradan az olamaz.
Görülmekte olan bir dava kesin kararla sonuçlanıncaya kadar, bu
dava ile ilgili hakim veya mahkeme işlemleri hakkında mütalaa yayımlayan
kişiler hakkında da birinci fıkrada yer alan cezalar uygulanır.
5187 sayılı Basın Yasası'nın 19. maddesindeki para cezası
yetersiz görülmüş olacak ki, "Adil yargılamayı etkilemeye
teşebbüs" başlıklı 288. madde ile 9 aydan 3 yıla kadar
hapis cezası öngören bir düzenleme getirilmiştir. Böylece, Basın
Yasası'nın 19. maddesine göre açılmış soruşturma ve davaların
yarattığı şaşkınlık geçmeden, gazeteciler için hapis cezası
tehdidi gündeme girmiştir.
Bu durumda, yazılı basın ile işitsel ve görsel yayın için
farklı uygulamalar doğacaktır. Yazılı basın TCY'nın 288.
maddesi ile Basın Yasası'nın 19. maddesinin tehdidi altında kalırken,
görsel ve işitsel yayın yalnız 288. maddeye bağlı tutulacaktır.
Yani görsel, işitsel yayın (mütalaa niteliği taşımamak kaydıyla)
içerik yayınlamakta özgür olacak, ama bu imkan yazılı basına
kapalı kalacaktır. Sırf bu tutarsızlık bile, yapılan düzenlemenin
yanlış olduğunu gösteriyor.
18) Beslenmeyi Engelleme
Madde 298/2: Hükümlü ve tutukluların beslenmesini
engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası
verilir. Hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm
orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine
talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.
Beslenmenin engellenmesi ile ilgili bu maddenin 2. fıkrası "açlık
grevine ve ölüm orucuna teşviki" suç sayarken, yasallık
ilkesine uygun bir tanım getirmiyor. Dolayısıyla, cezaevinde yaşanan
olayın haberini vermek, açlık grevine teşvik sayılabilecektir.
19) Cumhurbaşkanına Hakaret
Madde 299/2: Verilecek ceza, suçun alenen işlenmesi halinde,
altıda biri; basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, üçte
biri oranında artırılır.
20) Devlet Organlarını Aşağılama
Madde 301: (1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük
Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını,
askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı
aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk
vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte
bir oranında artırılır.
(4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
Mevcut yasadaki 158 ve 159. maddenin karşılığı olan bu
maddelerden ilkiyle cumhurbaşkanına hakaret suçu düzenlenirken,
301. madde ile TBMM'ni, hükümeti ve diğer devlet organlarını, Türklüğü,
Cumhuriyeti "alenen aşağılama" suçu düzenleniyor.
Bir kere, 125 ve 299. maddelerde "hakaret" sözcüğü
kullanılırken, uygulamada en çok karşılaşılacak 301. maddede
"aşağılama" sözcüğünün kullanılması kesinlikle
yanlıştır. Böyle bir düzenleme mevcut 159. maddeden daha çok
sorun yaratacaktır. Çünkü, "aşağılama" sözcüğü,
her türlü "küçük düşürücü" değerlendirme ve eleştirileri
kapsayacak biçimde yorumlanacaktır. Madde sonuna eklenen fıkra,
eleştiri hakkını korumayacaktır.
Ayrıca, 125. maddedeki "hakaret" suçuyla, 299. maddedeki
"hakaret" suçunun basın yoluyla işlenmesi 1/3 oranında
ceza artırımını gerektirirken, 300 ve 301. maddedeki "aşağılama"
suçlarında bu artışın düşünülmemesi, yasa yapımındaki
gelişigüzelliğin tipik bir örneğidir.
21) Savaşa Tahrik
Madde 304: (1) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açması
veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı devlet
yetkililerini tahrik eden veya bu amaca yönelik olarak yabancı
devlet yetkilileri ile işbirliği yapan kişi, on yıldan yirmi yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Tahrik fiilinin basın ve
yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında
artırılır.
(2) Bu madde uygulamasında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliğine
karşı suç işlemek üzere oluşturulmuş örgütlerin doğrudan
veya dolaylı olarak desteklenmesi, hasmane hareket olarak kabul
edilir. (3) Bu maddede tanımlanan suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel
kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
"Devlete Karşı Savaşa Tahrik" başlığını taşıyan
304. madde, "hasmane hareketler için tahriki" de suç sayıyor.
"Türkiye'ye karşı hasmane hareketlerde bulunması için
yabancı devlet yetkililerini tahrik" tanımı, yasallık
ilkesine hiç uygun olmayan, soyut bir tanımdır. Özellikle, Türkiye'deki
ABD karşıtlığının, ABD yetkililerince büyük sorun sayıldığı
düşünülürse, yabancı devletlere yönelik her eleştiri, 10 yıldan
20 yıla kadar hapis tehdidini gündeme getirebilir. Ve suç basın
yoluyla işlenmişse, cezanın 1/3 oranında artırılacağını ayrıca
belirtmek gerekir. Doğaldır ki, bu düzenleme çok tehlikelidir.
22) Milli Yararlara Karşı Hareket
Madde 305: (1) Temel milli yararlara karşı fiillerde bulunmak
maksadıyla veya bu nedenle, yabancı kişi veya kuruluşlardan doğrudan
doğruya veya dolaylı olarak kendisi veya başkası için maddi
yarar sağlayan vatandaşa, üç yıldan on yıla kadar hapis ve
onbin güne kadar adlî para cezası verilir. Yarar sağlayan veya
vaat eden kişi hakkında da aynı cezaya hükmolunur.
(2) Fiilin savaş sırasında işlenmiş ya da yararın basın ve
yayın yoluyla propaganda yapmak için verilmiş veya vaat edilmiş
olması halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Suç savaş hali dışında işlendiği takdirde, bu nedenle
kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. (4)
Temel milli yararlar deyiminden; bağımsızlık, toprak bütünlüğü,
milli güvenlik ve Cumhuriyetin Anayasada belirtilen temel
nitelikleri anlaşılır.
Bu madde "temel milli yararlara karşı olan bir eylemi"
cezalandırmıyor. Bu amaçla "yabancı kişi veya kuruluştan
yarar sağlanması" suç sayılıyor. Yani, başlıkla metin
birbirine uymuyor. Örneğin, herhangi bir yarar sağlamadan,
"temel milli yararlar" aleyhine eylem yapmışsanız, suç
sayılmıyor. Doğrusu, olacak şey değil.
Böyle bir düzenleme, doğrudan ifade özgürlüğünü
ilgilendiriyor. Örneğin, uluslararası bir kuruluştan sağlanan
destekle yapılan incelemeler için, istenirse bu madde kolaylıkla
uygulanabilecektir. Tehlike büyüktür. Önlenmesi ve düzeltilmesi
gerekir.
23) Askerlikten Soğutma
Madde 318: (1) Halkı, askerlik hizmetinden soğutacak
etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda
yapanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarısı oranında
artırılır.
Madde, halkı askerlikten soğutacak şekilde "teşvik ve
telkini" cezalandırıyor. Ve suç basın yoluyla işlenmişse,
verilecek cezanın yarı oranında artırması öngörülüyor.
Ancak, AİHM kararına göre, buradaki müdahalenin ve yaptırımın
ölçüsüz olduğunu kabul etmek gerekiyor. Dolayısıyla, madde
yeniden düzenlenmelidir.
24) Savaşta yalan Haber
Madde 323: (1) Savaş sırasında kamunun endişe ve heyecan
duymasına neden olacak veya halkın maneviyatını sarsacak veya düşman
karşısında ülkenin direncini azaltacak şekilde asılsız veya
abartılmış veya özel maksada dayalı havadis veya haber yayan
veya nakleden veya temel milli yararlara zarar verebilecek herhangi
bir faaliyette bulunan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis
cezası verilir.
(2) Eğer fiil;
a) Propagandayla,
b) Askerlere yönelik olarak,
c) Bir yabancı ile anlaşma neticesi, İşlenmişse, verilecek ceza
on yıldan yirmi yıla kadar hapistir.
(3) Fiil, düşmanla anlaşma neticesi işlenmişse müebbet hapis
cezası verilir.
(4) Savaş zamanında düşman karşısında milletin direncini
tehlikeyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı paraların
değerini düşürmeye veya itibarı amme kağıtlarının değeri
üzerinde etki yapmaya yönelik hareketlerde bulunan kimseye beş yıldan
on yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası
verilir.
(5) Dördüncü fıkrada yazılı fiil, bir yabancı ile anlaşma
sonucu işlenmişse ceza yarısı; düşmanla anlaşma sonucu işlenmiş
ise bir katı oranında artırılır.
25) Güvenlik Bilgileri Temini
Madde 327: (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal
yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması
gereken bilgileri temin eden kimseye üç yıldan sekiz yıla kadar
hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını
veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuşsa
müebbet hapis cezası verilir.
26) Siyasal Yarara İlişkin Bilgileri Açıklama
Madde 329/1: Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal
yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken
bilgileri açıklayan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis
cezası verilir.
27) Yasak Bilgiyi Temin
Madde 334: (1) Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere
göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından
gizli kalması gereken bilgileri temin eden kimseye bir yıldan üç
yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini
veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış
ise faile beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
28) Yasak Bilgiyi Açıklama
Madde 336: (1) Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere
göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından
gizli kalması gereken bilgileri açıklayan kimseye üç yıldan beş
yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş zamanında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını
veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye sokmuş
ise faile on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Fiil, failin taksiri sonucu meydana gelmiş ise, birinci fıkrada
yazılı olan halde faile altı aydan iki yıla, ikinci fıkrada yazılı
halde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
29) Belgeleri Elde Bulundurma
Madde 339: (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal
yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri veya
yetkili makamların açıklanmasını yasakladığı ve niteliği
bakımından gizli kalması gereken hususları elde etmeye yarayan
ve elde bulundurulması için kabul edilebilir bir neden gösterilemeyen
belgelerle veya bu nitelikteki herhangi bir şeyle yakalanan kimseye
bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş zamanında işlenirse faile üç yıldan sekiz yıla
kadar hapis cezası verilir.
Yasanın Altıncı Bölümünde, "Milli Savunmaya Karşı Suçlar"
Yedinci Bölümünde "Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve
Casusluk" başlığıyla (317'den 339. maddeye kadar) çeşitli
suçlar düzenleniyor. Bunlardan, 323, 327, 329/1, 334, 336 ve 339.
maddelerin ifade ve basın özgürlüğünü ilgilendirdiği apaçık
anlaşılıyor. 323 ile "savaşta yalan haber", 327 ile
"devletin siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin",
329/1 ile bu bilgileri açıklama, 334 ile yasaklanan bu bilgileri
temin, 336 ile bu bilgileri açıklama ve 339 ile bu bilgileri
elinde bulundurma suç sayılıyor.
Maddelerde yer alan "abartılmış veya özel maksada dayalı
havadis veya haber", "milli yararlara zarar verebilecek
herhangi bir faaliyet", "yabancı paraların değerini düşürmeye
. yönelik hareket", "iç ve dış siyasal yararlara aykırılık"
gibi tanımlar belirsizdir, kesinlikle yasallık ilkesine aykırıdır.
Bu nedenle, değindiğimiz maddeler tehlikelidir. Düzeltilmelidir.
30) Ayrıca, yeni yasanın "Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere
Karşı Suçlar" başlıklı sekizinci (son) bölümünde (340,
341 ve 342. maddeler) yabancı devlet başkanlarına, yabancı bayrağa
ve yabancı devlet temsilcilerine karşı suçlar yer alıyor. Dolayısıyla,
eleştiri / tahkir değerlendirmesi yönünden, bu maddeler de ifade
ve basın özgürlüğünü ilgilendiriyor.
Sonuç olarak, Yeni Ceza Yasası, belli bir felsefi temele
dayanmadığı gibi, kendi içinde bütünlüğü olmayan, sistematiği
bozuk, dili kesinlikle özensiz, cezaları ölçüsüz ve keyfiliğe
açık bir yasadır. Oysa kanunilik (yasallık) ilkesi uyarınca, kişi
hak ve özgürlüklerinin korunabilmesi için, suçların ve temel
kavramların yalnızca yasada gösterilmiş olması yetmez. Ayrıca,
bunların farklı anlayış ve yorumlara yol açmayacak biçimde, doğru,
açık ve net olarak tanımlanmaları gerekir. Ama, salt ifade özgürlüğü
açısından ele aldığımız maddelerde vurgulamaya çalıştığımız
gibi, çok belirsiz tanımlar yapılmıştır. Dolayısıyla, bunlar
değişik biçimde anlaşılıp yorumlanacak ve keyfi biçimde
uygulanacaktır. Durum açıktır. Doğacak tehlikelerin önlenebilmesi
için, yasanın yürürlüğe girmesi (bir yasayla) 1 yıl
ertelenmeli veya sorun yaratabilecek maddeler ivedilikle değiştirilmelidir."
|